|
Oyunumuzun
adı, üstünde: "Beştaş"
|
Küçük, yuvarlak beş taş
bulmalısınız. Yüz yılların,
bin yılların
biçimlendirdiği, düzgün
yüzeyli,
ağırlıkları birbirine yakın,
beş yuvarlak taş. Taşlar,
bir bilye gibi küre
biçiminde olmasın. Öyle
olursa, oyun sırasında
yuvarlanıp istenmeyen
uzaklıklara gidebilir.
Kaç kişiyle oynanır?
Beş taş oyununu isterseniz,
tek başınıza
oynayabilirsiniz. Ama oyunun
bir yarış heyecanı
taşımasını
ve bütün özellikleriyle
yaşanmasını istiyorsanız
iki, üç, dört kişi
olmalısınız. Dört kişiden
çok
oyuncu olursa, bekleme ve
izleme sıkıcı olabilir.
Oynama sırası nasıl
belirlenir?
Birden çok kişi beş taş
oynayacaksa kimin birinci,
kimin ikinci, kimin üçüncü
olacağını belirlemek
için her oyuncu, avucuna
aldığı beş taşı, yukarı
doğru atıp hemen elinin
tersini çevirir ve taşları
elinin üstünde durdurmaya,
sonra da elinin üstündeki o
taşları yukarı doğru atıp
yeniden avucuna
almaya çalışır. Kim daha çok
sayıda taşı kapmışsa, o
önceliği alır. Usta bir
oyuncu beş taşın beşini
de önce elinin üstünde
tutmayı, sonra da avucuna
almayı başarır. Elin üstünde
durdurulan taşları,
avuca alırken keçeleyerek
kapmak daha makbuldür.
Oyun nasıl oynanır?
Önce birler:
Oyuncu avucunda tuttuğu beş
taşı yere serper. Taşların
birbirine değmemesi, hattâ
olabildiğince
birbirinden uzak olması
gerekir. İki taş birbirine
değmişse ve o taşlardan biri
alınırken öteki
devinmişse, oyuncu yanmış
olur ve birleri geçemeden
oynama sırasını öteki
oyuncuya kaptırmış olur.
Böyle bir aksilik olmamışsa,
oyuncu beş taştan uygun
gördüğü birini alır ve onu
havaya fırlatır, bu
arada yerdeki bir taşı alıp
fırlattığı taşı da yere
düşmeden kapar. Böylece
avucunda iki taş olur. O
iki taştan istediğini
bırakıp elinde kalanla
yerdeki üç taşı da tek tek
aynı işlemi yaparak toplar.
İkiler:
Birleri başarı ile geçen
oyuncu, avucundaki beş taşı
öyle yere atmalı, beş taştan
birini öyle
seçmelidir ki, kalan dört
taş ikişer ikişer
alınabilecek yakınlıkta
olmalıdır. İkileri oynayan
oyuncu, seçtiği bir taşı
havaya fırlatır; kalan dört
taşı ikişer ikişer toplamaya
çalışır.
Üçler:
İkileri başarı ile geçen
oyuncu, elindeki beş taşı
yere öyle atmalı ve
içlerinden öyle birini
seçmeli
ki, o taşı havaya
fırlatmışken kalan dört
taştan üçünü birden
alabilmeli, kalan bir taşı
da tek
başına almalıdır.
Dörtler:
Üçleri başarı ile geçen
oyuncu, avucunda tuttuğu beş
taştan birini havaya
fırlatır, o havadayken
avucundaki dört taşı topluca
yere koyup attığı taşı yere
düşmeden tutar. O taşı
ikinci kez fırlatır ve
az önce yere koyduğu dört
taşı bu kez yerden alır ve
havadaki taşı yere düşmeden
kapar.
Pışşık:
Dörtleri geçmek, oyunda
belli bir başarı noktasına
ermek demektir. Bu aşamada
oyuncu beş taştan
dördünü avucunda tutup birini
havaya atar ve işaret
parmağının ucuyla yere bir
parmak atar ve havadaki
taşı, yere düşürmeden tutar.
Bu işi yaparken "pışşııık"
diyebilir.
Beşler:
Oyuncu, taşlarla rahat
oynayabildiği elinin değil
de, öteki elinin orta
parmağını işaret parmağı
üzerine bindirir; baş parmak
ile bu parmaklar arasını
olabildiğince açarak elini
yere koyar. Avucunda
tuttuğu beş taşı, elini bu
kemerin ardından geçirerek
yerdeki elin önüne doğru
serper. Uygun gördüğü
bir taşı eline alır. Oyun
arkadaşına yerdeki dört
taştan hangisini "ebe"
seçtiğini sorar. Onun
gösterdiği taş, ebe olur.
Başparmakla işaret parmağı
arasındaki kemerin içinden
en son o geçecektir.
Oyuncu, ebe dışındaki üç
taşı, teker teker, yerdeki
elinin oluşturduğu yuvaya
sokmaya çalışacaktır.
Bu işlem, elindeki taş
havadayken yerdeki taşı
eliyle veya parmağının
ucuyla iterek yapılır. Her
taş
için en çok üç hareket, üç
dokunuş, üç sürükleyiş söz
konusudur da, ebenin bir
hareketle oraya
sokulması gerekir. Elbette,
bu iş yapılırken taşların
birbirine dokunmaması
gerekir. Bu kurallardan
dolayı, ya yerdeki ele en
yakın taşı -öteki taşların
ona çarpmasını, böylece
oyuncunun yanmasını
umarak- ya da yerdeki ele en
uzak taşı -bir hamlede içeri
sokamayacağını umarak- ebe
seçmek daha
akıllıca olur.
Beşleri oynayan oyuncu, bir
taşı üç harekette ya da ebe
olarak seçilen o son taşı
bir harekette
parmaklarıyla yaptığı o
kemerden içeri sokamamışsa
yanar. Taşın yerdeki elin
altına iyice girip
girmediği tartışma konusu
olabilir. Bu durumda oyun
arkadaşı (sıradaki oyuncu),
havaya attığı bir
taşı yere düşürmeden o taşı
oradan alıp kapabilirse, taş
içeri girmemiş demektir.
İçeri girip
girmediği tartışma konusu
olan taşı, rakibinin
almasını zorlaştırmak için
oyuncu, yerdeki elini öne
doğru iyice eğmeye
kalkışırsa ayıp etmiş olur.
En çok doksan derecelik bir
açı olabilir orada.
Beşleri oynayan oyuncunun,
parmaklarını ilk koyduğu
yerden kaldırmaması, elinin
yönünü değiştirmeye
çalışmaması gerekir.
Sonuç:
Beşleri de başarıyla geçen
oyuncu, bu başarısının
sonucunu şöyle alabilir:
Avucunda tuttuğu beş taşın
hepsini ya da olabildiğince
çoğunu, önce elinin üstünde
durdurmaya, sonra da yeniden
avucuna almaya
-hem de kepçeleşerek-
çalışır. Beş taşın beşini
kapabilen oyuncu elli puan
kazanmış olur; dördünü
kapan kırk, üçünü kapan
otuz.
Hiç taş kapamayan oyuncu
yanmış olur, bu durumda oyun
sırası öteki oyuncuya geçer.
Bazen elinin
üstünde ancak bir ya da iki
taş durdurabildiğini gören
oyuncu, bunun kendisi için
yeterli
olmayacağını düşünerek o bir
taşı veya iki taşı kapmaktan
vazgeçerek bile bile yanar.
Çok taş kapan
veya azla yetinen oyuncu,
bir oyunu tamamlamış olur ve
oynamaya birlerden
başlayarak devam eder.
Oyuncular beş taşta daha çok
puan toplama sevincini,
birinci, ikinci olma
mutluluğunu
yaşayabilecekleri gibi,
isterlerse bu puanları,
örneğin bir sese
dönüştürebilirler. Diyelim
kırk puan
kazanan bir oyuncu,
arkadaşının kendisine
uzattığı eline iki eliyle
"Beş, on, on beş, yirmi,
yirmi
beş, otuz, otuz beş, kırk!"
diyerek sekiz kez vurabilir.
Hızlı mı? Yavaş mı? Bunu kim
söyleyebilir?
|